SARIL HAYATA...

21/7/2008 - BEN BU AŞKIN NERESİNDE KAYBOLDUM...

Kategori: DENEDIM___

 

Ben bu aşkın neresinde kayboldum….

 

 

Bilmiyorum ceylan gözlüm. Sen bilirsin belki…

 

Ardımda kalan yıllara bakıyorum. Biriktirdiğim hayat kırıntılarına. Ve soruyorum kendime. Ben bu aşka nasıl ram oldum? Ben bu aşkın neresinde kayboldum ?

 

Koridorlarında mı kaldım kararsızlık anlarımda. Şiddetli fırtınasında bahçesine mi sığındım. En bunalım günlerinde içinde mi hapsoldum. Gün görmeyen gecesinde bataklığında mı boğuldum. Bilmiyorum ceylan gözlüm… Bilmiyorum…

 

Bu kaçtır soruların altında ezik benliğim. Kim el uzatsa kurtaramaz beni. Ben senin ellerine muhtacım.

 

Üşümedim zannetme yokluğunda. Hep yarım kaldı bir yanım. Yıllar geçti. Yıllar acımasızca geçti gitti hayatımdan. Sensizlik girdabında çok nefesler tükettim. Kendimi bulamadım sonra. Aradım… aradım…

 

Ben bu aşkın neresinde kayboldum?

Ne zaman vazgeçtim kendim olmaktan. Aynalarına mı gizlendim ben bu aşkın?

 

Fütursuz saatler mi geçirdim balkonunda? Anılarımı mı sakladım gardırobunda ?

Kelimelerimi  mi süpürdüm kilim altlarına?

 

Ben bu aşkın neresinde kayboldum ceylan gözlüm?

 

Bilmiyorum…

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/7/2008 - NEDEN ?

Kategori: DENEDIM___



Geri gel böyle olur mu ki…

Bu can senden ayrı durur mu  ki…

 

Gözlerim yollara yoldaş oldu sen gideli. Her gün aynı talihsiz sabaha uyanmaktan ve yanımda seni bulamamaktan öyle yoruldum ki…

 

Her gün aynı umudu taşımaktan ve her gece seni duyamamaktan…

 

Kırıldı kanadım. Ne yapacağımı bilmez halde ellerim bağrımda kaldım. Yanımda ne bir dost ne de senden gayrı biri var. İçimde dünyayı batıracak öfkemle ben her gün anıyorum adını. Ahhh diyorum…

 

Duymuyorsun biliyorum.

 

İçimde sessizce kanıyor gözyaşlarım. Bir ummana dökülme sevdasında. Belki söner yangınım. Belki vurur beni uzak kıyılara dalgalar. Seni kimsenin tanımadığı yerlere götürür beni rüzgar.

 

O zaman ağlarım doyasıya. O zaman haykırırım adını yıldızlara. Kınında sakladığım kılıcımı kuşanırım. Gerçek ben olurum o zaman. Maskelerin ardında saklamam yüzümü. Sonbahara dökmekten utanmam hüznümü.

 

Ama şimdi…

 

Biliyorum bu gece de uyuyunca, bir el dolaşacak boğazımda. Boğum boğum olacak rüyalar. Gözlerimde örsler. Demiri döver gibi döveceğim acımı içime akıttığım gözyaşlarımla.

 

Ve sonra yine aynı sabah…

Yine sen yoksun…

 

Hiçbir şey olmamış gibi akacak zaman. Ben zamanın içinde değil, zaman benim içimde akacak. Her an bana sensizliği haykıracak. Ben sallanarak geçeceğim anıların arasından. Başıma müzmin bir ağrı gibi çökecek öfkem.

 

Neden beni terk ettin ki…

 

Neden ?

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/7/2008 - KASTIN CANIMA MI?

Kategori: DENEDIM___






Kastın canıma mı?

 

Her hareketim senin için. Her duruşum…

 

Kayan yıldızlara benzer gözlerinde bir kez kendimi görmek için çabalamam…

Yinede yaralarsın beni hiç acımadan…

 

 

Razıydım ben gökkuşağını ayaklarının altına sermeye. Hislerim dolunaya yansıyordu. Ay alçalıyordu zaman zaman. Göreceksin zannediyordum dualarımı… Dolunayın yüzündeki o amansız acıyı…

 

O zaman her dolunayda ben, kapılarını bana açacağın ümidi ile gelgitler yaşıyordum. Hep sorular soruyordum. Neden? Neden…

 

O baktığın ben olamaz mıydım?  O içini döktüğün, kırlarda çimlerin üzerinde dikkatini çeken minik bir papatya ben olamaz mıydım?

 

Ne kadar naifti hareketlerin. İbadet eder gibi seviyordun doğayı. Bir yaprak senin içini titretmeye yetiyordu. Akan ırmaklar gibi çağlıyordu coşku sende. Heyecan içinde kıvrılarak akıyordu benliğin gizemli bir yere…

 

Ardından bakıyordum. Teneffüs ettiğin havayı kokluyordum. Bir kez bana öyle baksan… Eriyip gidiyordum…

 

Ne yapsam ne etsem…

 

Ben sadece aya bakıyordum. Ayın yüzündeki hüzne bakıyordum. Kendime en yakın sırdaş belliyordum. Ve biliyordum. Evinin balkonundan sen de benim baktığım ayın sırlı yüzünü seyrediyordun. Yeryüzünde nerde olursan ol biliyordum ki aynı güneş ısıtıyordu içimizi ve ben bununla yetinmek zorunda kalıyordum. Aynı gece örtüyordu üstümüzü yorgan gibi. Ben her gece penceremin kenarında göğe doğru bakarak seni hayal ediyordum.

 

Ah ne olur bir kere anlasaydın beni…

Bir kez o hüzünlü ayın benim sırdaşım olduğunu anlasaydın.

Bir kez hislerime dokunsaydın ürkek bir kelebeğe dokunduğun gibi.

 

Her yanım bir yoksunlukla doluydu. Anlamanı bekliyordum. Hem senden korkuyor hem ölesiye seviyordum. Herkesi anlıyordun. Her yaralıya deva oluyordun. Yanındaydım. Yakınındaydım. Ağlıyordu cümlelerim. Sen beni haddinden fazla melankolik buluyordun. Bilmiyordun…

 

Anlamıyordun…

 

Canıma kastediyordun…


Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/6/2008 - ENGELLİ AŞK BİZİMKİSİ...

Kategori: DENEDIM___






Camdan dışarı bakıyordum. Duraklardan geçiyordum...Kara bulutlar puslu puslu çöküyordu hayallerime. Her yanımı bir acı nöbeti tutuyordu. Biliyordum ben böyle olacağını...
Evet biliyordum...

Gözlerinin derinliğinde kaybolurken ne güzeldi var olmak. Sana bakıyordum bir sanata bakar gibi... Gülüşün ırmaklar gibi çağlıyordu. Ve sesin sanki taaa derinlerden geliyordu.

Bu yalana kapılmak istiyordum. Sanki elimi uzatsam her şey mükemmel olacakmış gibi. Sanki gözlerine baksam dünyalar ardımdan koşacakmış gibi...

Ama biliyordum...

Ne yazık ki...

Gerçekliğin altında eziliyordu rüyalarım. Nereye baksam seni görüyordum ama yasaktı duygularım...

Aldanmış bir yürek vardı ellerimde. Çantamda bir küçük anı defteri. Senden bahseden cümleler kuruyordum.

Yollardan geçiyordum gözlerini arayarak. Her sırtı dönük insanın sen olması hayalini kuruyordum.

Lakin biliyordum...

Hiç biri sen değildin...

Ağlamak geliyordu içimden. Saçlarım dökülüyordu bahtımın karasına. Bakışlarım aydınlığını yitirmişti. Aynı cümleleri kurup duruyordum. Soranlara yok bir şey diyordum. Hayat ...

Bir gün, bana ait olamayacağını anladığım bir gün ,ne sözlerin, ne bakışların ne de anların kıymeti kalmadı içimde. Sana yüklediğim bütün duygularımı çöpe attım. Bir kibrit yetti imha etmeme...

Kendime soruyordum ;neden?...

Bu dehlizde neden ben ve sen?
Bir başkası olmalıydı. yüzü daha aydın, kalbi daha sıcak, elleri daha verimli...


Ama sen sadece almaya meyilliydin. karalamaya ve yıkmaya...Kınında saklı ve kanlanmayı bekleyen bir kılıç gibiydin...

Gölgende binbir türlü yalan besliyordun ve benden gerçek yüzünü gizliyordun. Kalbimin saf olması yanıltmıştı seni. Beni anlamaz ve bilmez zannediyordun...

Fakat sen bilmiyordun.

Yanılıyordun...


Her geçen gün ruhum sana kilitlese de, tutuyordu bir el beni. Dualar beni koruyordu. Damlalar akıyordu gözlerimden yaşanmamış günahların yerine.

Korkuyordum...

Bir şüphe denizine yüzme bilmeden atıverdin beni...
Ne elimden tutan vardı ne de çırpındığımı gören. Çünkü gizliyordum. Ölesiye saklıyordum  zaaflarımı.

Evet biliyordum...

Ama yine de seviyordum...


Engelli aşk bizimkisi sevgilim...aramızda başka hayaller, başka hayaletler dolaşırken; bir vadinin iki yakasında durup, köprüler olmadan kavuşmayı beklemek...Evet biliyordum...
Delilik bu...

Ama sen bilmiyordun... Kınında uyuyan bir kılıçtın sen, ve kan istiyordun...




 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/6/2008 - SEVİYORDUM

Kategori: DENEDIM___

 

 

Bir ceylan yüreğine …

 

Hatırlamıyorum ne zamandı. Çiçekler yeni mi açmıştı yoksa ağaçlar yeni mi yaprak dökmüştü. Hikayenin başını çıkartamıyorum şimdi. Üstünden bin ahiret yılı geçti sanki…

 

Hani uzatıp elini yüreğime dokunmuştun da titrek bir atışla karşılık vermişti sana…

Bir uzun yola çıkarıp beni kendimden uzaklaştırmanın bilmem kaçıncı yıl dönümü.

 

Hatırlamıyorum. Hatırlat bana…

 Giderken ben kendimden, kendimi terk ederken ben,  neler söylemiştim sana. Nasıl kaldığımı, nasıl o anda orada yüreğim tarafından terk edilirken ölmediğimi anlat.

 

Kıvranan bedenimin altında ben, o gün ve sonraki günler ve o gece ve sonraki geceler nasıl yaşadım ? Hatırlamıyorum…

 Şimdi isyana en yakın yerdeyim. Kollarımda can kalmadı. Yürek boşluğumda giderken bıraktığın ayak sesleri yankılanmakta. Hayata ince bir iple tutunmuşum.

 

Beni de götür…( Ne olur!)

 

Arkandan ağlamak bile aklıma gelmedi sen giderken. Öyle adeten tutundum da zamana, hep bir gün geri döneceğin anı düşledim. Törpülendim, yontuldum. Bedelini ödedim sandım arzuların. Ne kadar yanılmışım.

 

Sana nasıl da aktı hayatım. Her şey sanki birden olmuştu.

 

Dudaklarımı kurutan bir çöl fırtınasına benziyordun. Suya uzanıyordum avuçlarımda toprak kalıyordu.

Yavaş yavaş anlıyordum, seviyordum…

 

Uyuyamıyordum. Ruhumu kemiren bir şeyler vardı. Hiç bu kadar garip hissetmiyordum kendimi. Gözlerim uzaklara dalıyordu. Hep birini bekliyordum. Ne zaman geleceğini bilmediğim birini…

 

İçimde yanan ateşe soğuk zeminlerde deva ararken, tanıdığım bütün insanlar yabancı gelmeye başlamıştı. Yüzler ve yürekler garip bir biçimde boyut değiştiriyordu. Bir çölde bekliyordum. Ufku kaplayan kum tepelerinin ardından çıkıp gelecekti bir haberci.

 

Sonra sen çıktın karşıma. Gölge zannettim seni. Beklerken zamanın geçmesini bana arkadaşlık edecektin. Bana yoldaş olmayı öğretecektin.

 

Gülüyordum halimize. Sana aşık olduğumu anlamadan geçiyordu zaman…

Bakışlarım değişti önce. Sonra kelimeler kendilerini özgür bıraktılar. Seni seviyorum derken bunu önemseyeceğini bile düşünmemiştim oysa. Yanan, yandıkça ateşi artan bir volkana döndün içimde. Damarlarıma girmiş bir hastalık gibi bütün bedenimde kıvrılıyor ve kıvrılıyordun. Bütün mahrem alanlarıma nüfuz ediyordun. Kalbimin rengini sana boyuyordun. Acıyordu içim. Savaşıyordum. Kendime karşı çıkıyor, sana karşı çıkamıyordum. Zamanın ve mekânın bir siluet haline geldiğinin farkına bile varmamıştım.

İçimde billurlar arka arkaya kırılıyorlardı ve tuz buz olan parçaların her biri bir yanımı kesiyordu. Yüzümde açan güller içimdeki yaraların maskesiydi. Elimi uzatıyordum. Dokunamıyordum sana. Dikenli tellere çarpıyordu yüreğim. Seni seviyordum. Kırılıyordu, kanıyordu kalbim. Ses çıkarmıyordum. Kimseye dert yanmıyor şikâyetçi olmuyordum. Çatırtılar geliyordu benlik sarayımdan. Ne zordu ertelemek. Ne zordu sevdiğini gizlemek. Duymasınlar…görmesinler... bilmesinler…

Seviyordum…

 

Kırık nağmeler şeklinde akıyordun gözlerimden…

Ufka bakıyordum, ufku içine alıyordu gözlerim de sana bakamıyordum. .Gözümde büyüyor ve büyüyordun. Her halin her tavrın belleğimde nakış nakış işleniyordu. Bütün bunlar olurken kimse anlamıyordu halimi, kimse bilmiyordu. Ölesiye gizliyordum ve hala sanki bir haberci bekliyordum. Oysa ben çoktan seviyordum…

 

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->



Hakkımda

"HAMDIM,PİŞTİM,YANDIM" SANDIM








Kategoriler




Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
isis osiris
freedomfighter
yuzumhuzun
golgeyanim
elifnun
kamerce




Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı


KISA MESAJ BIRAKIN






Faydalı Linkler


HABER
SonSaniye.net
Zaman.com
Dünyabülteni.com
Haberlist.com

BİLGİ
Memurlar.net
Dindersi.com
Dikab.com
İkraislam.biz
MuhammedMustafa.net
Vedahutbesi.org
Tarihsayfam.com
Tarihim.com
Antoloji.com
Dini Hikayeler
Kuran Dinleyin
Kuran Mealleri

KAMU KURUMLARI
Yok.gov.tr
Osym.gov.tr
E-Okul
İlsis-Meb
Türktakvim.com
Bankalar.org
Onlinekütüphane.com

SAĞLIK
Kozmikbilinç.com
Hekimce.com
Realage.com

ÖNERDİKLERİM
Senaidemirci.net
Ozemre.com

Mailleriniz için •elifnihal@mynet.com