SARIL HAYATA...

3/4/2008 - YOKLUĞUNUN ADI HÜZÜNDÜ

Kategori: AZADE

 

 

ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED

 



İnsanoğlu ilahi bilgiye sırtını dönüp kendince bir dünyada yaşamaya
başladığında, ne kadar nitelikli bir yaşam sürdüğüne inanırsa inansın,
aslında kendini kendine hapsetmiş sayılır. Ve varlıkla ilgili bir çok
hakikatten geri kalır. Bu geri kalışın bedeli ise ebedî mutsuzluktur. Çok
merhametli olan Yaratıcı insanoğlunu kendi kendine kurduğu bu zindandan
çıkarmak ister. Varlık ve yaşamla ilgili hakikatleri ona göstererek özünde
olanı görmesi için peygamberler gönderir. İşte son peygamber olarak
gönderilen Hz. Muhammed(a.s.), insanlığın ilahi bilgiye sırt çevirip
karanlıkların en derununda yaşadıkları bir dönemde, onları asıllarına
çağırmak için gelmiş ve gelişiyle tarihin akışı değişmiştir.
O, öyle bir nurla gelmiş ve Allah’ı öyle bir aşkla sevmiştir ki bu aşkın
ışıkları asırlar boyu müminlerin kalbini titretmiş ve dünya döndüğü müddetçe
de titretecektir.
Dünya döndüğü müddetçe, onun adını aşkla anan diller hiç susmayacak ve dünya
döndüğü müddetçe, onun sevgisi ulu çınarlar misali durmaksızın kök
salacaktır..
O geldi, ay yüzüyle karanlıkları dürdü.
O geldi, insanlık bedeviyetten medeniyete terfi etti.
O geldi, kadınlar ve köleler insan olduğunu hatırladı.
O geldi zalimlerin katı kalpleri mum gibi eridi. O, Allah’ ı öyle sevmişti
ki bu aşkın ışıkları inkârcıların gözünü kör etti.
Vefakârlık, fedakârlık, sevgi, muhabbet, aşk onun şahsında adını buldu.
Basiret, feraset, fazilet, alçak gönüllülük, cömertlik, şefkat, merhamet
damarlarında dolaşan kan idi. Azim, sabır,metanet,kararlılık giydiği
elbiselerin kumaşı idi. O unutulmamalıydı. Allahu Teâlâ onu zikretti. Ve
hayatının en ince demlerini anlatacak ashap hediye etti müminlere. O
yaşamayı yeniden tanımladı. Parlak yıldızlar misali sahabe onu yaşadı… Onu
soludu…
Var oluşun özünü onunla hatırladı insanlık. Bütün perdelerin ve bütün
kapıların ardını aralamayı onun örnekliğiyle öğrendi inananlar. Haktan, Var
Ediciden bir mektup vardı kendini kaybetmiş bir zulumat ortamında, kendini
bulmaya çalışan ademoğullarına. Bu mesajı taşımayı gönüllerin en pâkına
sahip olan Hz. Muhammed’e verdi Alemlerin Rabb’i. Yüce Yaradan seçmişti onu.
İnsanların en güzeliydi. Adı da güzeldi, kendi de...
Etten ve kemikten bir insandı O da. Ben de sizin gibi bir beşerim dedi. Ve
karşısında oldu onu ulaşılmaz tahtlara oturtmaya çalışanların.Ütopyaların
değil hayatın ta kendisinin insanı idi. İnsan-ı kâmil idi. Kaşlarını çattı
abdest suyunu toplamaya çalışan sahabeye. Ve “Beni sevmek Allah’a ve
Rasulu’ne itaat etmekle olur” dedi.
Ebedî aleme uzanan bu kısa yaşamda, yaşanabilecek en erdemli hayatın
sırlarını açtı müminlere. O öyle bir öğretmendi ki öğrettiğinin örneğiydi.
İlâhi bilgiyi kana kana içti ondan, susuzluktan bağrı yanmış olan her bir
sahabe. Ve aydınlanıp aydınlattılar, kutsal bilgi ve iman ışığıyla cihanı,
onun dostları.
Güneşsiz bir gündüz ve aysız, yıldızsız bir gece nasıl düşünülemezse onsuz
bir âlem de düşünülemezdi. O içerisinde hapsolunan bedenlerin ağırlığından
sıyrılarak saf ve temiz ruhu uyandırmanın, kalbi diri tutmanın yollarını
gösterdi inananlara. Hakikati arayanlarla HAKK’ı buluşturmanın rehberi ve
vesilesiydi.
Asırlar geçti O Sevgili’nin dünyadan ayrılışından bu yana. Yokluğunun adı
hüzün oldu. Ama zaman ve mesafeler engelleyemedi, müminlerin görmedikleri
halde görüyormuşçasına onu sevmelerini. Asırlar geçti aradan. Zaman ve
mesafeler sadece yakıtı oldu büyüyen hasretin. Şimdi Hak aşığı Yunus gibi
“Adı güzel kendi güzel Muhammed” dedikçe güzelleşen mümin kalpler, salavât
biriktirmedeler ona kavuşuncaya dek…..


                                                                      AZÂDE

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/9/2007 - HAYATLA HASBİHAL

Kategori: AZADE

                                 

Ah hayat ne diyeyim ben sana bilemiyorum….

Bazen çöl ortasındaymışçasına susuzluktan kavurursun beni, bazense gökyüzünden elmaslar yağdırırsın avuçlarıma…

Bitmek, tükenmek ve yeniden doğmak…

Umutsuzluğun dipsiz kuyusunda kalakalmak

Ve umudun bulutlar üstü gezisine katılmak

Sevgisizlikten kuraklaşan bir yüreği taşımak bütün ağırlığıyla bedende ve sevgiyle çoşan bir kalbin peşinden yetişememek bedeninle…

Unutmak, unutulmak soğukkanlılıkla ve hatırlamak, hatırlanmak dirilten bir sıcaklıkla.

 

Ey hayat ne diyeyim ben sana ? Bilemiyorum

Çoşku musun, sevgi mi?, aşk mısın, haz mı?

Acı mısın, ızdırab mı? Yoksunluk mu?

Söyle bana ey hayat? Daha ne kadar silkeleyeceğim tozlanmış ruhumu seni anlamak için.

Ve daha ne kadar özleyeceğim sonu gelmeyen bir yolda yürümeyi, eriterek buzlanmış yanlarımı…

Ne zamana dek izleyeceğim yıldızları geceler boyu..

O yıldızlar ki gönlümü acıtır, hem de parlatır ışıkları.

 

Ne dersen de hayat! Ne yaparsan yap bana!

Dilerim huzur bulmuş, itminana kavuşmuş bir kalple çıkarım sonsuz yolculuğa

Dilerim nazende sevgiler kalır ellerimde son nefesimde

Ve iyilikler güzellikler kalır ayak izlerimden geriye…..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/9/2007 - KONU BULMALIYIM

Kategori: AZADE

ÜNİVERSİTEDEKİ RAHAT YILLARIM GERİDE KALDI. ARTIK BİR ŞEKİLDE SIKI ÇALIŞIP ŞU DOKTORAYI BİTİRMEM GEREK. FAKAT HALA KONUYA KARAR VERMİŞ DEĞİLİM. BU KONUDA İLGİLENENLERİN BANA YARDIMCI OLMALARINI RİCA EDECEĞİM.

 



SİZ DİNLER TARİHİ DALINDA DOKTORA YAPACAK OLSAYDINIZ HANGİ KONUDA ÇALIŞIRDINIZ ACABA? LÜTFEN YORUM YAZIN :)

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/6/2007 - YAĞMURA...

Kategori: AZADE

YAĞMUR YAĞIYOR PENCEREME,

UZAKTA, GURBETTE

DAHA BİR OTURUYOR İÇİME KATMERLİ HASRETLER...

YAĞMUR DAMLALARININ SESİ MAVZER OLMUŞ,

RUHUMUN DUVARLARINI DELİYOR.

AH YAĞMUR NESİN SEN BANA?

HER YAĞIŞINDA RUHUMUN HÜZNÜ BAYRAM EDİYOR

EN ŞIK GİYİSİLERİYLE SALINIP DURUYOR ODAMDA.

RUHUMUN HÜZNÜ İLE HALLEŞİP DURAN YAĞMUR,

SÖYLE NESİN SEN BANA ?

 

 

AZADE

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/6/2007 - GÖRÜNÜR VE GÖRÜNMEZ YOKUŞLAR

Kategori: AZADE

  Lise okuduğum yıllarda inançlı her insan gibi Kur’ân Kerîm’i   dinlediğimde çok etkileniyor, içim tarif edilmez duygularla dolup taşıyordu. Bir ara evde yalnız kaldığım anların hepsini, ünlü Kur’ân karii Abdussamed’in kasetlerini dinlemeye ayırdığımı hatırlıyorum.  Bu dönemde kutsal kitabımızı kendi dilinden okuyarak anlamak içimde uyanan en büyük arzu idi. Arap ülkelerine gidip Arapça  öðrenmenin yollarını arıyordum. Ancak içinde bulunduðum şartlarda bu benim için hayalden öteye geçemeyecek bir istekti. Arap ülkelerine gidemesem de bu istek beni  Arapça öðretmeni olmaya sürükledi. Arapça öðretmeliğindeki ilk yılım biraz zorlu geçti. ilk görev yaptığım yer olan Ağrı’ya bir buçuk yıl boyunca her hafta gidiş-geliş yaparken hiç bitmeyecek bir yokuşu tırmanır gibi hissediyordum kendimi. İnsan yaşadığı müddetçe görünür görünmez bir çok yokuşla karşılaşır. Ve verdiği emekten haz alır yokuş seyrinin sonunda. Zorluklara göğüs gererken zorlansak da, gariptir ki zorluklarla elde ettiklerimizden daha tatlısı da yoktur dünyada…
         Yarıyıl tatilinde İmam Hatip Lisesi’ne tayinim çıktığında ilk işimiz okulu görmek için ilçeye gitmek oldu. Okula gitmek için, değil yayaların, motorlu araçların bile çıkmakta zorlandığı  bir kısmı taşlı, bir kısmı da toprak bir yokuş vardı. Yağmurlu havalarda çamur banyosu, kış günlerinde kayak sporu yapılacak cinsten bir yokuş….. Daha yolu yarılamadan üç dört tane kocaman köpek gördüm. Anlaşılan bu yolda gidip gelirken yıllardır süren köpek fobimden kurtulmam gerekecekti.
         Nihayet okula girip idarecilerimizle tanışma fırsatı bulduk. Okul yarıyıl tatilinde binaya yeni taşınmış olduğundan  yerleşme safhasındaydı. İlk olarak idarecilerimizin samimi ve gayretli davranışları dikkatimi çekti. Benim aklım her gün tırmanmak zorunda kalacağım yokuşta ve yoldaki doğal yol arkadaşları olan köpeklerdeyken müdür yardımcımız okulda çıkmakta olan dergiyi uzattı bana.  Her gün bu yokuşu tırmanan öğrenciler ve öğretmenler edebi bir faaliyetin altına imzalarını atmışlardı. Edebiyatın olduğu yerde edep de olurdu elbet. Hangi seviyede olursa olsun edebiyatla ilgilenmek insanın kendini ve insanlığı tanıma çabasından başka ne idi ki. Edebiyatın olduğu yerde duygu vardı, düşünce vardı, muhasebe vardı, arayış vardı yani insanı insan yapan her şey vardı. Bu durum hoşuma gitti. Yokuşu da, köpekleri de unuttum…
         Okul binasını tanımak için içeride dolaşırken oğlumun merakından en üst kata kadar çıktık. Bu katta  inşaat işleri devam eden pansiyon bölümü vardı. Odaların birinde  kıyafetlerinde boya, badana ve sıva gibi her türlü inşaat işiyle uğraştığına dair alametler olan bir bey göründü ve :”Siz yeni gelen öğretmensiniz galiba”dedi. Kendimi tanıtırken konuştuğum kişinin kim olabileceğine dair anlık düşünceler geçti aklımdan. O an için inşaat ustası görünümünde bir öğretmenle muhatap olduğumu düşündüm. Ancak muhatap olduğum kişinin pansiyondan sorumlu müdür yardımcısı olacağı hiç aklıma gelmemişti. İmam Hatip Liseleri’nin genel olarak yaşadığı bu durgunluk döneminde şahit olduğum bu özveri gerçekten takdire şayandı. Bu dönemde dik bir yokuşu tırmanmakla yüz yüze getirilen İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin durumu ne kadar zor ise İmam Hatip Lisesinde eğitimci olmak da bir o kadar sorumluluk dolu ve anlamlı bir görevdi.  Gençlerinin, geleceğe dair hayallerini, imkansız düşler olarak algılamaya başladıkları bir okulda, düşleri yeşertmek görevini üstlenmişlerdi zira bu eğitimciler. 
              İnsanın hayatta karşısına çıkan zorlukları kendi lehine çevirip,fırtınalardan güçlenerek çıkması hayata bakış açısına bağlıdır muhakkak ki… İnsan hayatı, başkalarının yazdığı  veya dikte ettiği senaryoya göre yaşanmayacak kadar değerlidir. İnsanın önüne çıkan engeller onun geriye çekilmesi için değil azminin bilenmesi içindir. “Nereye gittiğini gerçekten  bilen insana, dünya kenara çekilip yol verir.”  diyerek ne doğru söylemiş Üstün Dökmen “Küçük Şeyler” adlı kitabında. Elbetteki hayat insanın karşısına kocaman duvarlar çıkaracaktır. Ancak o duvarlarda pencerelerin, hatta büyük ve geniş kapıların açılması da kaçınılmazdır.

 Nereye gittiğini gerçekten bilen, ideallerine sahip çıkan bir nesil  olmak ve yetiştirmek .... Görünür ve görünmez bütün yokuşları katetmeye değer  bir nokta olsa gerek. 

Azade

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->



Hakkımda

"HAMDIM,PİŞTİM,YANDIM" SANDIM








Kategoriler




Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
isis osiris
freedomfighter
yuzumhuzun
golgeyanim
elifnun
kamerce




Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı


KISA MESAJ BIRAKIN






Faydalı Linkler


HABER
SonSaniye.net
Zaman.com
Dünyabülteni.com
Haberlist.com

BİLGİ
Memurlar.net
Dindersi.com
Dikab.com
İkraislam.biz
MuhammedMustafa.net
Vedahutbesi.org
Tarihsayfam.com
Tarihim.com
Antoloji.com
Dini Hikayeler
Kuran Dinleyin
Kuran Mealleri

KAMU KURUMLARI
Yok.gov.tr
Osym.gov.tr
E-Okul
İlsis-Meb
Türktakvim.com
Bankalar.org
Onlinekütüphane.com

SAĞLIK
Kozmikbilinç.com
Hekimce.com
Realage.com

ÖNERDİKLERİM
Senaidemirci.net
Ozemre.com

Mailleriniz için •elifnihal@mynet.com