21/2/2009 - DEĞİŞİK ZAMANLAR
kimi zaman kaçmak istiyorum. hiç arkama bakmadan kaçıp gideyim şuradan diyorum. kimi zaman ise dur daha burada çok yapacak iş var diyorum. diren biraz daha... elbette yurttan bahsediyorum. bazen sabrım taşıyor. kızlar bazen tersköşe yapıyor. bazen de onlardaki en ufak değişim beni mutlu etmeye yetiyor. en son kitap okuma yarışmasından bahsetmiştim ya... işte en sonunda ödüllerini de açıklama fırsatımız oldu ve yarışmamız resmen başlamış oldu. kızlar okuyorlar. eskiden kütüphanenin önünden geçmeyen kızlar şimdi beni içeride bir an olsun yalnız bırakmıyorlar. bu beni mutlu ediyor. ama dediğim gibi her an bu davranış sönebilir... en son başımdan geçen bir olayı paylaşmak istiyorum sizinle. ben biraz taraflı bakabilirim o nedenle siz yorum yapın. kızlardan bazılarının durumunu sormak için okullarına gittim. öğretmneler odasının kapsını çaldım. afedersiniz dedim, şu kızların dersine giren arkadaş var mı acaba? öğretmenler odanın sonunda bir grup olşturmuş koltukta oturuyorlardı. hepsi bayandı. biri ben giriyorum dedi. baktım kadın istifini bozmuyor hiç, yanına gittim. belliki rahatını bozup benimle konuşmak istemiyordu. bir grup öğretmenin yanına gittim ve ayakta beklemeye başladım. o kadar ama o kadar medenilerdi ki... aralarından hiçbiri bana buyrun oturun bile demedi. her ne ise. bu işte gurur falan olmaz. ben oraya çocuklarım için gidiyorum nihayetinde. ben kendim kendime yer açmak durumunda kaldım. ikili koltuğa oturan çakma sarışın kadın yanında çantası vardı. pardon oturabilirmiyim dedim. kadın bir hışımla çantasını geri çekti. ben de koltuğun yanına işiltim. mevzumuzun kahramanı olan öğretmen karşımda kalıyordu. aramızda bir sehpe vardı. kadınla konuşuyorum. ne dediğini duyamıyorum. ona doğru biraz daha yöneldim. kadın sorularıma kesik kesik cevap veriyor sanki bir an önce defol diyordu bana. ya sen nasıl bir öğretmensin. ayağa kalk, yanıma gel, masaya oturalım de... görüyorsun seni işitmekte güçlük çekiyorum... bunlardan geçtim. ne medeniyeti yahu. neyse allahım ne bilirsin dedim. kalkmak için savrandığımda bir de ne göreyim. bir başkası gelmiş. o da sağ tarafımdaki koltuğa oturmuş, alan dar zaten. yüzümü o tarafa çevirdiğimde bacak bacak üstüne atmış. neredeyse ayağı ağzıma girecek... ben de kendimi medeniyetsiz nezaketten anlamaz cahilin biri zannederdim. yanılmışım... daha beterleri de varmış... bunların elinde yetişen çocuk neye benzer varın siz tahmin edin.
|